1 Aralık 2014 Pazartesi

Keşke Çin'den gelen sadece 'selam' olsa ..


 Merhabalar
Son günlerde pek çok arkadaşımın boy boy  fotoğraf paylaştığı bir kongreden bana kalan sadece hayal kırıklığı..
  Kongerede katılmak istediğim başlıkları belirlemiştim birkaç gün öncesinden , ne de olsa idealist bir gençtim (!) , zamanım kıymetli , günlerim bir hayli yoğun geçmekteydi.. Velhasılı kongrenin ilk günü homeopati seminerine katılmayı planlamış , biraz erken varıp standları gezmeye niyetlenmiştim.Kısmet oldu , erken vardım kongre merkezine.Bitkisel ürün takviyesi, dermokozmetik , yok efendim dert sende şifa bizde ve türevleri , içinde 'bitki ve bitki özütü' geçen standları tek tek dolaşmaya başladım.Her standa ilk sorum ' Merhabalar, kullandığınız bitkileri siz mi üretiyorsunuz ya da üretim sahasında sizden elemanlar var mı ? Bir eczacı ilgileniyor mu toplanmasıyla , kurutulmasıyla , nakliyesiyle ' oldu. Malesef hiçbiri kendi ürünleri üretmiyor hepsi ithal.Birisi belçikadan birisi hollandadan yok efendim Antartikadan. Peki neden diye soruyorum , siz daha iyi bilirisniz ama benim bildiğim kadarıyla bir bitkinin istenilen etkiyi vermesi için hangi topraklarda yetiştiği , hangi mevsinde toplandığı/üretildiği, günün hangi saatinde hangi sıcaklığında toplanması gerektiği , nerde ve hangi şartlarda kurutulduğundan tutun da arazinin eğimine kadar küçük , büyük bir sürü ayrıntı var.Mesela esanslı bitkileri öğle sıcağında toplamak gerekir , bazı yağlar güneş ışığında bekletilir bazıları karanlık odalarda , bazı bitkiler güneş ışığında kurutulur bazıları ise güneş ışığı aldığı zaman çeşitli reaksiyonlar verir ve tüm etkisi değişebilir.Ben daha çok yeni olmama rağmen aktardan bitki alırken bile tereddüte düşüyorum ki büyük kitlelerin sağlına hitap ediyorsak ve bunları GMP kalitesinde sunduğumuzu iddia ediyorsak bu konularda daha hassas olmamız gerekmez mi ( tabi bu kadar dallandırıp budaklandırmadım konuyu çok meşgul etmek istemediğimden , daha özet sorular sordum.Burada sadece kafamın içindekileri boşaltıp rahatlamaya çalışıyorum..) Neyse efendim muhabbetimiz devam ederken kendi coğrafyamıza neden sırtımızı döndüğümüzden biraz bahsetmek istedim.Bizim desteklenmeyi bekleyen çiftçilerimiz var , neden onların elinden tutmuyoruz.Neden sırt sırta verip birlik içinde çalışmak varken ( hem de gözümüzün önünde üretim , kafamız rahat , içimiz rahat ..) Ve son olarak biz eczacılar olarak 5 yıllık ciddi bir bitki eğitimi aldıyoruz peki artık üretim sahalarına da inmemizin vakti gelmedi mi ? Sevimli , sevimsiz bir çok insanla konuştum ama gelen genel cevap : gerçekten çok idealist düşünüyorsunuz fakat biz firma olarak buna hazır değiliz sanırım.Ama bence ideallerinin peşinden koş.Mesela kosgeb'e tübitağa falan çıkarsan belki destek alırsın.
   Neye hazır değiller ? Beni uzaya fırlatın uzayda lahana ekip kilo verdirici kapsüller yapalım , yerçekimi problemini de avantaja çevirirsek harika olmaz mı ? Hafifleme de son nokta ! 21. yy!ın en büyük keşfi ! gibi projelerle mi çıktım karşılarına..Proje bile değil ki..Bizim böylesine verimli topraklarımız varken neden dışa bağımlıyız..Biz ekelim biz yapalım.Herkes üniversite mezunu herkes firmalarda , her geçen gün yeni bir bölüm yeni bir üniversite açılıyor.Tamam harika peki bu insanlar kağıt mı yiyecekler.Neden üretmekten bu kadar korkuyoruz ? Hazır olmadığımız şey nedir ? Saydıkları ülkelerden bazılar bizim Konyamız kadar bir yer kaplıyor dünyada nerdeyse .. 
   Pek üzüldüm doğrusu..
Sonra dışarı çıktım hoşça bir bey , yaşça da benden baya büyük bir bey amca.Ama hani yaşanmışlık kokar bazı yaşlılar , işte öyle bir amca.Gittim yanına selam verdim , tanıştık .Dedim ki ki kafam çok karıştı acaba sizce 'idealizm nedir ? Eczacılıkta idealizm nedir ? ya da ideal bir eczacı nasıl olmalıdır'.Gelen cevap da enerjimi düşürmedi değil .. 'Vallahi ben idealimdeki her şeyi gerçekleştirdiğim için idealizmi tanımlayamayacağım fakat idealist bir eczacı eczacılığın her alanında çalışmış bir eczacıdır' dedi..Bu da bambaşka bir bakış açısı tabi ki.. 
   Baktım ki seminer başlayacak , salona girdim.Konuşmayı bakan bey açtı.1 saatlik seminerin neredeyse yarısını bakan beyin gezilerinden bahsederek geçirdik..Homeopati adına hiçbir şey konuşulmadı.Genel cümle yapısı 'biz çok çalıştık , biz şuraya gittik , orda da böyle birşey verdiler hatıra diye sağolsunlar ' . Son hatırladığım yine bu cümle yapısının sonuna 'eh böylece size Çinden de selam getirmiş olduk efendim hahaha..'
    Keşke Çin'den gelen sadece selam olsa bakan bey .. 
 Bu düzeni ben değiştiremem çünkü çok büyük bir piyasa.Ama ben kendi gücüm doğrultusunda birşeyler yapmaya çabalıyorum.Geçenlerde bir arkadaşım Fransız bir markanın esanslarını kullanıyor ama ne paralar veriyor.Gerçekten esanslar çok kaliteli.Fakat aynı kalitede çok daha uygun fiyata esans üretem çiftliklerimiz var bizim.Arkadaşa bahsettim.Nerdeyse 3te bir fiyatına alıyoruz.Neden ucuz peki ? Aa maldan anlamıyorsan paradan da mı anlamıyorsun derdi eskiler bizim oralarda..Ama bu malın kalitesinden kaynaklı değil arkadaşlarımız şişe parası veriyolar bu ürünlere.Neden? Çünkü ithal ve paketlenmiş ürün..Kullanan arkadaşım şuan pek mutlu , ben de mutluyum.Çünkü daha farklı bir yaşam olabilir diyen , buna inanan ve yaşamlarını bu düşünce üzerine kuran , üreten ; sadece cebini değil çevresindeki tüm canlıları önemseyen insanların sesini tek tek de olsa birilerine duyurmak .. 
Çin'den gelen selam kadar etkili olmasa da TÜKETEN'e de ÜRETEN'e de selam olsun ..

1 yorum:

  1. How do casino games work? - DRMCD
    The players 김포 출장샵 will deposit in funds into 김천 출장샵 the Casino. After that, the player to receive the funds will play 광양 출장마사지 through a slot 서울특별 출장안마 game 하남 출장안마 called the 5 posts  ·  With each game, players can decide which

    YanıtlaSil